CAĞ KEBABI PAZAR TEZGÂHLARINDA HARCANACAK BİR DEĞER DEĞİLDİR
Cağ kebabı sadece şişe takılmış et değildir. Ayran aşı sadece bir çorba, kadayıf dolması da sıradan bir tatlı değildir.
Bunlar Erzurum’un kültürü, hafızası, emeği ve gelecek nesillere bırakacağı mirasıdır.
O nedenle Erzurum’un gastronomi değerlerine yalnızca “Ne kadar satarız, ne kadar kazanırız?” hesabıyla yaklaşanlara artık açıkça dur demek gerekiyor.
Türkiye’nin farklı şehirlerinde “Erzurum Günleri”, “Memleket Günleri”, “Cağ Kebabı Festivali” veya “Gastronomi Festivali” adı altında organizasyonlar düzenleniyor.
Erzurum’un tanıtılması elbette önemlidir. Yöresel ürünlerimizin Türkiye’nin dört bir yanında insanlarla buluşmasını da desteklemek gerekir.
Ancak bir tabelaya “Erzurum” yazmak, Erzurum kültürünü temsil etmeye yetmez.
Erzurum’un adını kullanıyorsanız, o ismin hakkını vermek zorundasınız.
Cağ kebabının eti, hazırlanışı, terbiyesi, pişirilmesi ve sunumu bir geleneğin ürünüdür. Aynı durum kadayıf dolması, ayran aşı ve diğer yöresel lezzetlerimiz için de geçerlidir.
Bunların aslını bilmeyenlerin, işin ehli olmayanların ve tek amacı birkaç günlük organizasyondan daha fazla para kazanmak olanların elinde Erzurum mutfağına ait değerlerin yozlaştırılmasına izin verilmemelidir.
Çünkü mesele yalnızca kötü yemek meselesi değildir.
Hayatında ilk kez cağ kebabı yiyen bir insanın önüne aslıyla ilgisi olmayan, kalitesiz ve yanlış hazırlanmış bir ürün koyarsanız, o kişi işletmenin adını değil, “Erzurum cağ kebabı” adını hatırlar.
Zarar gören yalnızca satıcı olmaz.
Zarar gören Erzurum olur.
İşte bu nedenle artık ciddi bir denetim mekanizmasının oluşturulması gerekiyor.
Erzurum Valiliği, Erzurum Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile ilgili meslek kuruluşları ortak hareket etmeli; şehrimizin adını taşıyan organizasyonlarda gastronomi değerlerimizin nasıl temsil edildiğine daha fazla sahip çıkmalıdır.
Cağ kebabının standardı belliyse, bu standart korunmalıdır. Coğrafi işaretle tescillenmiş ürünlerimizin tarifleri ve özellikleri kayıt altındaysa, bunların adı gelişigüzel kullanılmamalıdır.
Erzurum dışında düzenlenen organizasyonlarda da organizatörlerle iş birliği yapılmalı, mümkün olan hukuki ve idari yollar kullanılarak denetim ve kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır.
“Erzurum” tabelasını asan herkes, Erzurum adına istediğini yapma hakkına sahip değildir.
Memleket günleri düzenlensin.
Festivaller yapılsın.
Cağ kebabı İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve Türkiye’nin dört bir yanında pişsin.
Ama hakkıyla yapılsın.
Ehil ellerde yapılsın.
Erzurum’un kültürüne yakışır şekilde sunulsun.
Çünkü Erzurum’un adı bir pazarlama malzemesi değildir.
Bugün cağ kebabının yozlaştırılmasına sessiz kalırsak yarın kadayıf dolmasının, ayran aşının ve diğer yöresel değerlerimizin başına da aynı şey gelir.
Sonra elimizde kültür değil, yalnızca kültürün adını kullanan ticari tabelalar kalır.
Erzurum’un yüzlerce yıllık gastronomi mirası, üç günlük organizasyonlarda birkaç lira fazla kazanmak uğruna harcanacak kadar sahipsiz değildir.
Buradan organizatörlere, derneklere, işletmelere ve ilgili kurumlara açık bir çağrı yapıyorum:
Erzurum’un adını kullanıyorsanız sorumluluk taşıyorsunuz.
Cağ kebabı yapıyorsanız hakkıyla yapacaksınız.
Gastronomi festivali diyorsanız gerçekten Erzurum gastronomisini temsil edeceksiniz.
Kültür derneği adı altında faaliyet gösteriyorsanız önce o kültürü koruyacaksınız.
Tanıtıma evet. Ticarete evet. Ama Erzurum’un adını kullanarak kültürümüzün yozlaştırılmasına hayır.
Cağ kebabı sıradan bir yiyecek değildir.
Cağ kebabı Erzurum’u anlatır.
Ve Erzurum’un değerleri, kimsenin pazar tezgâhında hoyratça harcayacağı kadar ucuz değildir.







YORUMLAR