Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Tahsin Kara
Tahsin Kara

“Eti Senin, Kemiği Benim”den “Karışamazsın”a Gelerek Bir Neslin Çöküşünü İzliyoruz

Bir zamanlar bir çocuğun terbiyesi yalnızca bir ailenin değil, bir toplumun meselesiydi.
“Eti senin, kemiği benim” sözü; hoyratlığın değil, sorumluluğun ifadesiydi. O söz, çocuğu başıboş bırakmamak, onu hayata hazırlamak, doğruyu ve yanlışı öğretmek için verilen bir yetkiydi aslında. Sevginin eksikliği değil, aksine sevginin sorumlulukla birleşmiş haliydi.
O düsturla yetişen nesiller; saygıyı bilen, büyüğünün yanında nasıl duracağını, küçüğüne nasıl davranacağını öğrenen, edepli ve ahlaklı bireyler olarak toplumun temelini oluşturdu. Çünkü o çocuklar sadece anne-babanın değil, öğretmenin, mahallenin, toplumun ortak emeğiyle büyüdü.
Bugün ise başka bir uçtayız…
“Benim evladıma karışamazsın” anlayışı, çocuğu korumak adı altında onu hayattan koparan bir duvara dönüştü. Eleştiriden uzak, sınırdan yoksun, yönlendirilmeden büyüyen bir nesil ortaya çıktı. Sevgi var ama sınır yok. İlgi var ama rehberlik yok.
Sonuç mu?
Toplumdan uzak, saygı ve sevgi kavramlarını yüzeysel yaşayan, iletişimi ekranlarla sınırlı bir nesil…
Artık çocuklar sokakta değil, ekran başında büyüyor. Arkadaşlığı dijital, öğretmeni algoritma, rol modeli ise çoğu zaman kim olduğu bile belli olmayan sanal karakterler…
Oyunlardan öğrenilen dil, davranışlara; sanal dünyadan alınan refleksler gerçek hayata taşınıyor. Ama orada eksik olan bir şey var: değerler…
Ne edep var, ne sabır, ne de bir büyüğün gözünün içine bakarak konuşma terbiyesi…
Elbette geçmişi kutsayıp bugünü bütünüyle reddetmek doğru değil. Ama bir gerçeği de görmezden gelemeyiz.
Sınır koymayan sevgi, çocuğu büyütmez; aksine onu zayıf bırakır.
Disiplinsiz özgürlük, karakter inşa etmez; yönsüzlük üretir.
Biz çocuklarımızı incitmekten korkarken, hayat onları çok daha sert sınavlarla karşı karşıya bırakacak.
O yüzden mesele; sert olmak değil, sağlam yetiştirmek…
Belki de yeniden şu dengeyi kurmamız gerekiyor.
Sevgiyle büyütmek ama sınır koyarak,
Özgürlük tanımak ama değer öğreterek,
Dinlemek ama gerektiğinde yön vermekten çekinmeyerek…
Çünkü çocuk sadece büyümez…
Yetiştirilir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER